Sahinden Karl Marx ne umdu, ne oldu? Karl Marx daha devrimin Rusya’da olacağını tahmin bile etmiyordu. Kendi yücelttiği ideolojisinin pratikte başarısız olacağını da tahmin etmemiştir tabi ki de. O zaman geçelim ve sorumuzu düzeltelim: Karl Marx Ne Düşündü, Ne Umdu, Ne Oldu.

Dikkat: Bu yazı “Karl Marx Ne Umdu, Ne Oldu” yazı serisinin birinci bölümüdür.

Karl Marx’ın ne umup, nelerin olduğunu anlamak için ilk olarak Kapitalizm hakkında bilgilerimizin tam olması gerekir. Hemen uzatmadan kapitalizmi anlatmaya başlayalım.

Kapitalizme Giden Yol

Milattan sonraki yıllarda insanlar birkaç tane basit ticaret yöntemi kullanırdı. Biri alıp satmak: birinden malı alıp üstüne bir miktar para koyup sonra da bunu satıp para kazanmak. Günümüzde bile bu yöntem uygulanıyor ve gerçekten basit bir yöntem, mantık açısından.

İkinci yöntem ise ürünün kaynağı olmak, mesela bir çiftçisiniz ürününüzü kendiniz üretiyorsunuz ve kendiniz satıyorsunuz. Yine örnek olarak zanaatkarlar da verilebilir. Bu da çok klasiktir ve hala uygulanmaktadır.

Fakat 1200-1300’lü yıllarda birinci yöntem ağır basmıştır Müslümanlar, Çinliler ve Hintiler dahi bu yöntemi kullanıyordu. Buna İngilizce’de “Mercantile Capitalism” Türkçede ise ticari kapitalizm deniyor.

İlerleyen yıllarda ise dünyanın farklı köşelerinde koloniler kurulmaya başlanınca insanlar kendi bölgelerinde olmayan egzotik şeyleri istediler ve küresel ticaretin ilk adımları atıldı.

Bunun için daha organize şirketler kurulmaya başlandı. Zaten büyük ve dayanıklı gemilerin de icat edilmesiyle küresel ticaret başlamış oldu. (Daha Sanayi Devrimi Yok)

17. Yüzyılda bir İngiliz Ticaret gemisi

Fakat bu bahsettiğimiz yöntemler biraz sonra Sanayi veya Endüstriyel kapitalizmden çok farklı. Zira bu yöntem Sanayi kapitalizminden farklı olarak insanları pek ezmiyor. 19. Yüzyıla bakarsak fabrikanın yöneticisinin çok zenginleşip çalışanların ise kendi temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak kadar fakir hale geldiğini görüyoruz.

Fakat 16. Yüzyıldaki deniz ticaretinde bunu çok az görüyoruz zira makine üretimi yok ve insanlar ağır çalışma koşulları altında çalışmıyorlar; kapalı bir alan değil de güneşli bir tarlada, ağır koşullarda değil de daha hafif koşullarda çalışıyorlar. Örnekler daha çoğaltılabilir.

En azından çoğu için böyle fakat Endüstriyel Kapitalizm ile arasında dağlar kadar fark var. Sanayi Kapitalizmini şöyle tanımlayabiliriz: Belli başlı üretim araçlarını kullanarak üretim yapmak. Bu çok basit bir tanım zira daha bir şeyler ekleyebilirsiniz. Fakat mantık olarak doğru bir tanım diyebiliriz.

İngiltere’de kapitalizm diğer ülkelerden Sanayi Devrimi öncesinde daha ileriydi. Bunun nedeni 17. Yüzyıldaki İngiliz İç Savaşıdır. İç Savaş sırasında merkezi otorite sağlanamayınca tarımcılığa başlayanlar olmuştur. Bu sayı az değildir.

İç Savaş öncesinde ise uzun lisanlar, tapular, yerel tekellerden izin alımı gibi şeyler vardı ve gerçekten çiftçiliğe başlamak zordu. Fakat dediğim gibi İç Savaş, tersi gibi bir duruma yol açtı.

İngiltere’de o dönem, yiyecek fiyatları biraz daha fazlaydı. Bunun nedeni fazla olan nüfus, nüfus daha fazla yiyecek talep ettiğinden yiyecek ücretleri artıyor.

Bunun nedenini şöyle açıklayabiliriz: çok talep edilen şeyler değerli olur altın gibi, çünkü sınırlı sayıda; eğer altının ücreti az olsaydı herkes alırdı ve altın tükenirdi. Ayrıca bu işten kazanç sağlamak isteyen madencilerde altının tükenmesinden ötürü çok az para kazanmış olurlardı.

Konumuzda dönecek olursak aynı dönem Hollandalı bir insan tarımda yeni bir yöntem keşfetti. Gözlemledi ki toprağa azot veren bitkileri toprağa dikerseniz toprak daha verimli oluyordu. Bu daha büyük alanların tarla olarak kullanılmasını, var olanların da daha efektif olmasını sağladı.

Tarım, tarım, tarım… Yüzyıllarca insanları besledi.

Fakat sonuç olarak bu yenilik, sadece yiyecek ücretlerini azalttı, işçi maaşlarında bir değişiklik olmadı. Çünkü evet, çiftçi ürününü daha ucuza satıyor artık fakat maliyeti de düştü. Bunun sayesinde maaşlarda ya çok az değişim oldu ya da hiç olmadı. Bu yüzden halkın geneli bundan etkilendi.

Aynı zamanda yiyecek fiyatlarının düşmesi sürekli devam eden bir döngüye girdi. Fiyatlar düştü, daha çok yemek yendi, nüfus arttı, fiyatlar yavaş yavaş arttı, yapay gübre bulundu fiyatlar düştü falan filan.

Aynı zamanda genel refahın artmasıyla beraber insanlar farklı şeylere yönelebildiler, çünkü eskiden 15. ve 16. yüzyıllarda 5 kişiden 3-4 kişi tarımla geçiniyordu fakat gelişen teknolojiyle artık 6 kişiden 1-2 kişi tarımla geçinmeye başladı.

Bu yüzden de inovasyon gelişti fakat bunun yanında işsiz kalanlarda oldu. Bunun sonucunda Sanayi Devriminde çok zor koşullarda bile çalışmaya razı olan insanların tabanı oluştu.

Buraya kadar her şey güzel gözükebilir çünkü kim daha ucuza daha fazla yemek istemez ki? Aslında doğru fakat bunun yanında birçok çiftçi de işsiz kaldı, sonuçta kapitalizm acımasızdı, yatırım dediğiniz şey çok kazanmanın yanında her şeyi kaybetmek anlamına da gelebiliyordu. Ayrıca bu işi şirket haline döken insanlar arasında normal çiftçiler ezilebiliyordu. Mesela 19. Yüzyılın En Tuhaf Kapitalist Yarışı: Kuş Gübresi şu yazımızdaki gibi ilerleyen dönemlerde işçiler el altından köle altına getirilebiliyor ve zor şartlar altında çalıştırılabiliyorlardı.

Dediğimiz gibi kapitalizm İngiltere’de çok gelişmişti. Bunun birkaç nedeni var: birincisi İngiltere’nin bir ada olması. İngiltere’nin bir ada olması, donanmasının güçlü olması halinde karasına savaş gelmeyeceğini anlatır bize. Bu çok iyi bir şeydir çünkü sonuçta halkın güvencesi var, istikrarı da.

Mesela Almanya’yı ele alalım, Fransa’nın ve Avusturya’nın veya Osmanlı’nın savaşları arasında tarım yapmak İngiltere’deki kadar kolay değildi. Mesela günümüzde de ekonomide güven çok önemlidir, çünkü yatırımcı dış faktörlerden etkilenmeyip yatırımını en iyi şekilde sürdürmek ister. İngiltere’de olan şey buydu.

Diğer bir neden ise Thomas Mun gibi insanların bunu çok iyi yaymasıydı. Zaten deniz ticareti şirketlerinden kaynaklanan bir kapitalist köken var ve bazı yazarlar bunu ve kapitalizmi çok iyi şekilde aktarıyorlardı.

Thomas Mun’un Kapitalist Kitabı

Mesela dedikleri şeylerden biri bireysel olarak insanların serbest markette, piyasada yer alması insan doğasına uygun olan bir şey olduğuydu. Sahiden de bugün baktığımızda çoğu insan daha fazla parası olsun istiyor.

Bunlardan sonra ise 18. yüzyılın ikinci yarısında buharlı makineler keşfedildi ve Sanayi Devrimi yavaş yavaş gerçekleşmeye başladı. Artık bir tişört yerine 20 tane tişört üretebiliyorsunuz! Sanayi Devrimi itibariyle durum aynen böyle olmuştu. El işi artık önemsizdi; artık önemli olan tek şey makinelerdi, ne insan hayatı ne hakları!

Zanaatkarlar içsiz kalmıştı, bu yüzden mesela İngiliz zanaatkarlar mecburen çok kötü şartlar altında kalıp sanayide çalışmaya başlamışlardı. Çoğu insan gibi, çünkü yaşam şartları kötüydü, iş yoktu vardı ama öyle bir iki kişinin çalışması işlerdi, nüfusun genelinin işi yoktu.

Bu yüzden de ağır şartlara razı olarak fabrikalarda çalışmaya başladılar. Çocuklar bile! Hiçbir hakları yoktu, eve 3 kuruş para götürüyorlardı zaten onunla da kendi fabrikalarının ve başkalarının ürettikleri eşyaları alıyorlardı yani elde var sıfır. Bu yüzden burjuva kesim zenginleşti de zenginleşti.

Bu arada burjuva sınıfı şudur: Toplumsal üretim araçlarının sahibi olan ve ücretli emekçi çalıştıran modern kapitalist sınıf. Friedrich Engels böyle tanımladı. Bu sınıf daha önceden de vardı fakat bu kadar zengin değillerdi ve ticaretle uğraşırlardı. Girişimci diyebilirsiniz aslında.

Birinci Bölümün Sonu

Son Söz

Yeni bir seriye başladım. Normalde bu serinin hepsi hazır ve hepsini aynı anda tek bir yazı olarak paylaşacaktım. Fakat böyle biraz ağır konunun tek seferde 2500 kelime okunmasının zor olacağını düşündüm. Bu yüzden bölüm bölüm yapayım dedim. Böyle 2-3 Bölüm daha devam edeceğiz.

Biz sıkıntımız, yanlışımız varsa lütfen bize bildirin. Şimdilik Hoşça Kalın

*MAIN PHOTOGRAPH ABOVE THE TEXT KARL MARX USA LICENCE: {{PD-US-expired |1= |country= |hide_us_warning= |deathyear= |reason= }}

orumlar

  1. Pingback: Coğrafi Keşifler ve Osmanlı: Kader Miydi, Yoksa Beceriksizlik mi?

  2. yalçın Reply

    Sanayi devrimine ilk geçişte emeğin öneminin azalması muhakkak yaşanmıştır.Kapitalizm bir çok şeyi etkilemiştir.İşçileri,çocukları sömürmüştür.Hatta kölelikten daha kötü durumda yaşamalarına bile sebep olmuştur.Kapitalizm amacı zaten karın en yüksek seviyeye getirilmesidir.Fakat kapitalizm işsizliği tetiklese bile önceki dönemlerde olmayan yeni iş kollarının ortaya çıkmasını sağlamıştır.Bankacılık finans ve sigorta şirketleri kapitalizmin temel direkleridir.Bazı iş kollarını önemsizleştirip tarihin çöp sepetine yollarken yeni iş kollarının doğmasına sebep olmuştur belki de kendisini tahkim etmek için yeni iş kolları kurmuştur.Tabi bankacılık ve finans düzeni de ayrı bir kısır döngüdür.Sürekli kar eden batması çok olası olmayan,insanlara umutlar aşılayıp,hayaller satıp onları senelerce kendilerine borçlandıran,mahkum eden hapishanelerdir.

  3. Pingback: 19. Yüzyılın En Tuhaf Kapitalist Yarışı: Kuş Gübresi - KÜLTÜRİSTAN

  4. Pingback: Bazar De La Charité Yangını: Kadın Hareketlerini Ateşleyen Olay

Yorum Yazın