İngilizce, yıllarca öğrenemiyoruz; belki de en büyük korkumuz. Fakat aslında en büyük hazinemiz, ne büyük ironi değil mi? İlk ve orta okulumu özel okulda geçirdim, lisede ise devlet okuluna gidiyorum; her iki sistemi de deneyimledim; tonlarca hoca, kitap, metot gördüm. Önemsediğim veya önemsemediğim yıllar oldu, yani İngilizce ile baya bir tecrübem var.

Ben de neden bunları paylaşmayayım dedim. Sonuçta yıllarca muhattap olmuşum, ilgilenmişim veya ilgilenmemişim. Başlamadan söyleyeyim, söyleyeceğim şeyler tecrübelerime aittir. O zaman İngilizce nasıl Öğrenilir, İngilizce nasıl çalışılır diyorsanız hadi başlayalım.

Neden İngilizce Öğrenmeliyiz?

Hayatımda birçok soru gördüm, kimileri saçmaydı kimileri akıl dolu. Duyduklarımdan bir tanesi ise “Onlar Türkçe öğrensin, Biz neden İngilizce öğreniyoruz ki?”. Hemen açıklayayım. Aşağıdaki tablo, internetteki verilerin ne kadarının hangi dilde olduğunu bize açıklıyor.

Baktığımızda İngilizce neredeyse %60 ile ağır basıyor. Onu %7 ile Rusça, %4 ile İspanyolca ve %~2 ile Türkçe takip ediyor; %25 ise şusudur busudur. Yani kısaca, İngilizce inanılmaz bir şekilde internete hakim olmuş durumda. O kadar çok İngilizce var ki, İngilizce öğrenseniz bir düşünsenize hepsine sahip oluyorsunuz neredeyse.

Mesela ben bu sitede yazı yazarken hep yabancı kaynaklardan da yararlanmaya çalışıyorum. Çünkü gerçekten ilginç ve sıra dışı bilgiler olabiliyor. Bunun yanında her insanın kişisel sebepleri de vardır: eğitim, eğlenme, hobi gibi. Ayrıca Afrika’nın bilmem neresinde bile zor da olsa iletişim kurabiliyorsunuz.

Bu yüzden İngilizce çok önemli! Bir dünya dili, klişe olarak söyleyecek olursak. Yani özet olarak İngilizce bilmiyorsanız İngilizce öğrenmeli, biliyorsanız da sürekli geliştirmelisiniz.

Peki 10 günde İngilizce nasıl öğrenilir?

En kolay İngilizce nasıl öğrenilir? 10 Günde İngilizce nasıl öğrenilir? Eğer böyle bir soru soranlardan biriyseniz size cevabım şu: 10 günde İngilizce öğrenemezsiniz. 10 günde İngilizce öğrenmek, kaslara deli gibi stretoid basmak gibi bir şeydir; ilk başta güzel gelir, kasım falan var dersiniz, sonra bir bakarsınız patlamıştır. 1 ileri 10 geri gidersiniz yani.

Bunun yerine İngilizce bir süreçtir. Ben uzun yıllardır öğreniyorum, hala deli gibi bilmediğim kelimeler çıkıyor. Bunun yerine insanca, İngilizce Nasıl Konuşulur, İngilizce Nasıl Geliştirilir gibi akılcı sorular sormak gerekir.

Neden İngilizce Öğrenemiyoruz

Bunun birkaç sebebi var. Birinci ve belki de en büyük sebebi insanlarımızın İngilizceye yeterli önemi vermemesi. Mesela, okulların tatil edilmesinden önce arkadaşlar konuşuyoruz, tarihçi olacağım diyor; ben de İngilizce öğreniyor musun, öğrenecek misin diyorum, ağzında bir şeyler geveliyor.

Yanlış anlamayın, aşağılamak için söylemiyorum fakat gerçek bu. Şahsen sağlam bir İngilizce öğretimi olan eski özel okulumda bile çoğu kişi exercise dediğimiz çalışmaları geçiriyorlardı. Ama böyle olmamalı! Eğer demek ki bir şeyi geçiriyorsan sen onu ders olarak görüyorsun demektir! Yapmak zorunda olduğun inancına da kapılmış olabilirsin.

İngilizce özünde ders değildir, veya öğrenilmesi gereken zorunlu bir şey de değildir. Günlük hayatta kullanacağınız, dünyayı takip edeceğiniz bir araçtır. Mesela İngiliz İşçi Partisi başkanı Jeremy Corby’nin istifa ettiğini sadece İngiliz gazetelerde görmüştüm. Medyamıza böyle bir şey yansımadı.

Eğer İngilizce Biliyorsanız bir Dünyasınızdır
Evde İngilizce Nasıl Öğrenilir

İngilizce’yi böyle görmeyin lütfen, ilk başta bunda anlaşalım. İngilizce’yi sadece sınavlara hazırlanmak, öğretmenin verdiği ödevleri yapmak için öğrenmeyin. Dünyayla iletişim halinde olacağınız bir araç olarak görün İngilizce’yi.

İkinci olarak sistem diyebilirim. Maalesef bu sistemde İngilizce öğrenme adına ipleri elinize almak zorundasınız. Ama şu da var: sistemi bahane etmek istemiyorum. İngilizce azim işidir, ister özel okul olsun, ister devlet okulu. Sistem istediği kadar kötü olabilir, iş yine de size düşer. Yoksa sistem istediği kadar kötü olsun. Bunu kabul edelim, ama bahane etmeyelim.

Bu arada lafı gelmişken bir not ekleyeyim: Özel okulda okuduğumdan ve çok iyi hocalarım olduğundan beni şanslı görebilirsiniz, belki de öyleyimdir fakat şu da var ki mezun olduğumuzda bazı kişiler İngilizce’yı bıraktı.

Buradan da anlıyorum ki bu bir okul işi değil, azim işi.

İngilizce Nasıl Öğrenilir: Artık Konumuza Geçelim

Ön bilgilerimizi tamamladıktan sonra konuya geçebiliriz. Madde madde liste yapmak istiyorum, ki böyle konuyu kaybetmeyiz. Hadi geçelim o zaman.

İngilizce’de Öğrenme Sırası Ne Olmalı?

Öncelikle söyleyeyim ki, burada söyleyeceğim şeyleri kesin yapmalısınız veya kesin yapmamalısınız demiyorum. Kendi öğreniş stilinize, ilginize göre dediklerimi yapabilirsiniz.

Bence ilk olarak grammer öğrenmelisiniz. Ama abartmadan öğrenin, sürekli gramer yani dil bilgisi çalışmak, hiç de eğlenceli bir şey değildir, bunun yanında da benim deneyimlediğime göre fazla gramer çalışmak işi daha katılaştırıyor bence, tadını alamıyorsunuz.

Nasıl İngilizce Öğrenebilirim: Çalışarak, Kursa Gitmeden Nasıl İngilizce Öğrenirim: Çalışarak

Gramerin yanında kelime de öğreniyorsunuz zaten. Nasıl derseniz birazdan anlatacağım. Gramer-Kelime en temeldir ve ilk bunlardan başlamanızı tavsiye ederim. Ardından gramer ve kelime öğrenirken okumaya başlamanızdır.

Biraz daha ilerleyip konuşmaya geçebilirsiniz. Tutkuluysanız başlarda da konuşabilirsiniz. Gerçekten azimle yapıldığında konuşmak, çok yararlı olabiliyor. Ayrıntılarıyla aşağıda hepsinden bahsedeğim.

Bunun yanında da internette bir video görmüştüm, bir insan yabancı bir ülkede sadece o ülkenin dilini konuşarak 3 ay gibi bir sürede o dili çok iyi öğreniyor. Bunun gibi belli kurallara kısılı kalmayın. Benim sıram herkesin sırası değildir.

Gramer Nedir, Nasıl Öğrenilir?

Gramer, en basit haliyle dil bilgisidir. Türkçedeki gibi, geçmiş zaman, kipler falandır. Gramer İngilizcenin iskeletidir. Gramer olmadan kelimelerin bir önemi kalmaz, çünkü kelimeler cümle içinde anlamlıdır, cümleyi ise gramerle kurarsınız.

İngilizce Gramer kitabı veya İngilizce Gramer pdfsi önermem bunun yerine “duolingo” kullanabilirsiniz. Hem bunun yanında kelimede öğrenirsiniz. İnternet çağındayız, ve gerçekten internetteki bunun gibi platformlar çok iyi. Ki Duolingo’nun arayüzü de basit ve herkesin kullanabileceği bir şekilde.

Bunun yanında ister istemez bir şekilde gramer çalışmak, okumaya ve dizi izlemeye nazaran sıkıcıdır. O yüzden kalın kalın kitaplar almaya gerek yok bence – eğer alacaksanız tabi-. Duolingo dediğim gibi basittir ve dışarıdan güzel gözükür.

Ama Duolingo da bir yere kadar. Duolingo, sizi en fazla B1-B2 seviyesine getirir. Şunu şöyle açıklayabilirim: İngilizce’yi Everest dağı gibi düşünün. İlk başta ufak botlarla gidebilirsiniz, ama sonra yükseklere çıkabilmek için ip gerekecek; bu böyle devam edecek.

Aynı şekilde duolingo, İngilizceyi öğrenme araçlarından bir tanesidir. Fakat Everest Dağına sadece botla çıkamayacağız gibi İngilizceyi de sadece duolingo ile öğrenemezsiniz. Ama gramer konusunda iyi, bolca çalışma var.

İngilizce Gramer Nasıl Çalışılır: Azmederek ve Çalışarak. Bir de biraz sabretmek.

Bu konu hakkında bir söz daha söyleyelim. Gramer ezberlenmez derler ama İlber Ortaylı’nın da dediği gibi ilk başta biraz ezberlenebilirler. Çünkü zaten gramer kurallarında herhangi bir mantık yok, kurallar sadece.

Zaten gramer uzundur ama o kadar da zor bir şey değildir. Günde az bir vakitle uzun süre istikrarlı çalışırsanız pek sıkıntı kalmaz. Altın Kural: Çalışmak

Kelimeler Yani Vocabulary

Şimdi kelimelerden bahsetmişken devam edelim. Şimdi İngilizce’de şöyle bir mantık var: gördüğüm her kelimeyi ezberlemeliyim falan diye. Aslında böyle bir şey yok. İngilizce’de ilk 5000 dediğimiz kritik kelimeler vardır. Makaleler %95 bunlarla yazılır, günlük hayattaki İngilizler genelde bunlarla konuşur.

İlk 5000 kelime oranına sahipseniz, %95 oranında İngilizce şeyleri anlayabilirsiniz. Peki bunları nasıl öğrenicez diye soruyorsan onları da cevaplayalım. Demin de bahsettiğim gibi önemli olan şeyler, gazeteler, dergiler yani İngilizlerin günlük hayatta ne okuduklarıysa o.

Bunları okursanız İngilizlerin günlük okuduğu şeyleri okumuş olursunuz, ki bu da amacımıza %100 uygundur. Bu dergileri anlayabilirsek İngilizleri anlayabilmiş oluruz. Anahtar kelime de bu: ilk 5000.

Ayrıca önünüze gelen her kelimeyi almayın. Günlük en verimli beynin alabileceği kelime sayısı yedi sekiz civarı. Bu yüzden daha ihtiyacınız olan kelimeyi alın. Daha fazlasını beyin zor tutar. Nasıl İngilizce Kelime Ezberlenir diyorsanız size de cevap verelim:

Bir defteriniz olsun, seçtiğiniz kelimeleri oraya yazın. Yanına da İngilizce anlamlarını yazın. Sonra kelimenin anlamını cümleden çıkarmaya çalışın eğer bu konuda ustalaşırsanız ileride çok işinize yarayabilir. Çıkarıp çıkarmamanız çok önemli değil, deneyin sadece. Sonra ise kelimenin İngilizce anlamına bakın.

Mesela, Cripple: Cause severe and disabling damage to. Bu da çok önemlidir. Bunu nasıl yapacağız diye soruyorsanız internette bir sürü İngilizce-İngilizce sözlük var. Ben lexico.com kullanıyorum. Somut bir sözlük de olabilir.

Bundan sonra kelimeniz hakkında orijinal, hayatınızdan örnekler verin ve yazın. Şimdi geldi bu kelimeleri hafızaya almaya. Gün içerisinde, kendinizi kasmadan, aklınıza geldikçe defterinizin sayfasına göz gezdirin. Şöyle 3-4 dakika. Bu zamanın kimseye zararı olmaz.

Nasıl İngilizce Kelime Ezberlerim? İngilizce Kelime Ezberleme diye pek bir şey yoktur. Bunun yerine doğru metotlar uygulanırsa kelimeler tekrar edildiği sürece akılda kalır.

Daha önce yazdığınız kelimelere de göz gezdirebilirsiniz. İstemli veya istemsizce geçmiş kelimeleri tekrar etseniz de unutabilirsiniz. Bunu önlemenin yolu yine güncel dergiler falan okumak. Çünkü kelime bir daha karşınıza çıkarsa bilmeseniz hatırlayıp bir daha unutmuyorsunuz, bilseniz de daha sağlam oluyor.

Hangi dergileri okuyup okumamanız ve nasıl okumanız ve okumamanız gerektiğini okuma başlığı altında vereceğim.

Ayrıca dikkat ederseniz İngilizce kelime öğrenirken resmen kelimeyle bütünleşiyoruz. Bu işin özü bu. Bilimsel olarak açıklamak gerekirse beynimizin hafızası çöp yakıcı gibidir. İşe yaramayan bilgileri siler. İşe yaramayan dediğim şu: diğer nöronlarla bağlanmayıp sap gibi duran bilgiler.

Diğer nöronlara bağlanmadığı için hafıza bu bilgiyi işlevsiz görüyor ve unutuyor. Küçükken yaşadığınız en güzel olayı hatırlayın. Beyninizin bunu tutmasının sebebi; duygusal olarak bu anının güçlendirilmesi, güzel hediyeler alınmanız falandır. Eğer çok sevdiğiniz bir oyuncak alınırsa unutmazsınız.

Aynı şekilde İngilizce kelime öğrenirken bu kelimeleri ne kadar çok bağdaştırabilirseniz o kadar iyi hatırlarsınız. Mesela kelimeyle bir duyguyu, bir anınızı bağdaştırabilirsiniz. Orası size kalmış. Ama en iyi yöntemlerden biri bir hobinizle, sevdiğiniz şeylerle bağdaştırmak.

Daha önce de dediğim gibi dediklerimden daha iyi kendinize uyan metotla bulabilirsiniz. Ben kelimelerin kökenlerini inceleyen de gördüm, kelimeleri bölüp anlamsız bir şekilde somut şeylere bağlayıp bilgiyi sağlamlaştıran da. Yani kendinize göre ayarlayın. Kelime bölümü burada bitiyor. Okumaya geçelim.

İngilizce’de Reading ve Okuma

Reading dediğimiz şey her dili öğrenmek için çok temel bir adımdır. Türkçeyi öğrenip öğrenmez az çok okumaya başlarız. İlk başta okumaya yeni başlamamızın gereği kötü okuruz. Sonra okumamızı geliştiririz.

İngilizce’de de böyle. Biz Türkiye’de yaşadığımızdan ve her yerimiz Türkçe olduğundan okuma konusunda daha kolay iyileşiyoruz. Fakat İngilizcede böyle bir ortam sağlayamayadığımızdan dolayı çözümü yerel İngilizce dergilerde buluruz.

İngilizcede Reading Neden Bu Kadar Önemlidir

İlk olarak okumak, gramer çalışmaktan falan daha zevklidir. Çünkü okursunuz yani! Kitap veya dergi okurken sıkılmak biraz zor bir şey. Bir de bunun yanında gramer pratiği yaptığınızı düşünün. Bunun yanında çok okursanız daha iyi yazarsınız; bu, Türkçede de geçerlidir.

Aynı zamanda doğru okursanız anlatma, konuşma gibi becerileri de geliştirirsiniz. Bunlardan şimdi bahsedeğim. Birkaç bölüm sonra da ne okumanız gerektiğini de söyleyeceğim.

İngilizce Speaking Nasıl Geliştirilir: Çok okuyarak, doğru yöntemleri uygulayarak; aşağıda bahsedeceğiz.

İngilizcede Nasıl Reading Yapmalıyız?

Reading yaparken en önemli şey “chunk“layarak öğrenmektir. Bunun ne olduğunu basit bir şekilde anlatayım. Şimdi; I went to supermarket, yani markete gittim diye bir cümlemiz olsun. Bunu Türkçedeki özne, fiil, dolaylı tümleç gibi ögelerine ayırmamız gerek.

Bunu da şöyle yapabiliriz: I / Went / to Supermaket. Bu ilk başlarda anlamsız gelebilir fakat çok önemli bir rol oynar. Chunkladığınız için cümleyi ögelerine bölmüş olursunuz bunun sonucunda da daha iyi anlarsınız.

İlk başlarda bunun önemini anlayamayabilirsiniz, fakat ileride ileri düzey makaleler okurken cümleler bunun kadar basit olmuyor. Birleşik cümleler, uzun kalıplı cümleler olabiliyor. Bunun da üstesinden gelmek için cümlenin tüm ögelerini buluyoruz.

Eğer tüm ögelerini yüksek doğruluk payı ile bulursak kafamız karışmıyor ve cümleyi anlıyoruz. Aynı şekilde böyle bir yöntem izlemek anlatma, konuşma becerilerini de geliştiriyor. Eğer iyi bir konuşmacı olmak istiyorsanız, İngilizce’de cümleleri hızlı hızlı okuyamazsınız.

En azından gelişmiş cümlelerde. Hem seyirciler bir şey anlamaz, hem de cümlenin anlamı kaybolur. Bunun yerine cümlenin kalıplarına uygun anlatırsak, anlatılmak istenen şey çok daha kolay anlatılabilir. Kısacası bir cümleyi ögelerine ayırmak normal okumadan çok daha fazla yararlıdır.

İngilizcede Reading Tavsiyeleri

İlk başta yine şunu söyleyeyim ki belli bir konu sınırlaması yapmıyorum. Ama bildiğim belli başlı dergiler var ve kararsız olanlar için bunları paylaşıyorum. Moda seven biri moda ile dergiler de okuyabilir. Yani kesin bunları okuyun demiyorum.

Başlangıç seviyesi için Hot English Magazine ve Week Junior ayrıca Küçük Prens gibi basit kitaplar da önerebilirim. Orta seviye olarak ise Newsademic’i ekleyebilirsiniz. İleri seviye olarak okumak istiyorsanız bu size kalmış. Kendinize güveniyorsanız çoğu dergiyi okuyabilirsiniz.

Fakat Türk yayın evlerinin bastığı İngilizce kitapları pek tavsiye etmiyorum. Bunun nedeni ilk 5000 kelimeyi öğrenmek. Yayın evleri çeviri veya başka şeyler yaptıkları için ilk 20.000’den de sözcükler girebiliyor araya. Fakat bizim ilk olarak istediğimiz ilk 5000.

Ki bu da çoğu orijinal İngilizce roman veya makale kullanılırken yazılıyor. Size önerim orijinal olarak Roman okumanız. Bu romanları bulmak için tonla site var. Ben şimdi önermeyeyim. Ayrıca diyorsanız ki güvendiğim bir yayın evi buldum oradan okuyacağım. O zaman olabilir. Ama orijinal kitaplar ilk tercihiniz olsun.

İngilizce Speaking Nasıl Gelişir? Üstteki kütüphaneyi okuyarak, şaka şaka, doğru cevap: azim.

Listening yani dinleme ve Anlama

Listening ve anlamla birbiriyle doğrudan ilişkilidir. Belki de İngilizce öğrenirken en eğlenceli kısımlardan birisi listening yapmaktır. Yani kulak geliştirmeniz gerek. İngilizce bir şeyi duyarız, duyduğumuz şeyin nasıl telaffuz edildiğine bakarak kelimeyi veya cümleyi anlarız.

Duyduğumuz şeyi tanıyamazsak onu işleyemeyiz. Temel mantık budur: tanımak. Geçmişte yerel İngilizlere falan çok hızlı konuşuyorlar, anlayamıyorum; derdim. Gerçekten de o dönem öyle geliyordu. Fakat bunun üstesinden gelmenin yolları da var.

Mesela dizi izlemek. Ama İngilizce ve İngilizce alt yazılı. Yeni başlayanlar çok zorlanabilirler, eğer anlaşılamayacak gibiyse Türkçe alt yazı da yapılabilir bence. Mesela İngilizce ve İngilizce alt yazıya bakalım. Kulağınız o sesi alıyor. Aynı zaman da gözünüz o sözcüğün okunuşunu görüyor.

Böylece ise ister istemez şekilde kulağınız o kelimeyi tanımış oluyor aynı zamanda eğlenceli bir şekilde pratik de yapıyorsunuz. Ayrıca tanınmış dizileri de izlerseniz en çok kullanılan sözcükler hakkında da pratik yapmış olursunuz. Bu yüzden dizi izlemeyi çok öneririm hem görsel, hem eğlenceli, hem de öğretici.

Öğretici olduğundan şüphe duymayın, bunu araştırmalar kanıtlıyor ve artık çoğu öğretmen de bunu öneriyor. Başka bir yöntem de geriye almadan İngilizce bir röportajı falan temiz kağıda yazmak ve en sonunda nerelerde hata yaptığınızı anlayıp, pratik yapmak.

Dizi demişken de bir dizi ile akalalı olan şu yazımızı tavsiye ederiz: Paralel Evrenler: Bir Fringe Efsanesi mi Yoksa Gerçek mi?

İngilizce Listeining Geliştirmelerinin en önemli yollarında biri “dinle”mek. Bahsettiğmi şekilde bu müzik olur, dizi olur size kalmış.

Bir başka yöntem de bir konuşma platformuna katılıp konuşmak. Bu yöntem de çok etkilidir, çünkü karşınıza Asyalı da geliyor, Afrikalı da, Amerikalı da böylece kulağınız birçok aksana duyarlı hale gelebiliyor. İsterseniz de radyo dinleyin. Seç beğen al yani, bayağı bir metot var. Dediğim gibi bu işte serbestsiniz genel mantığa uyacak çalışmalar bulabilirsiniz.

Ben şahsen dizi izlerken, İngilizce alt yazılı izlerim. Hem eğlenceli hem insanı rahatlatıyor. Bunun yanında da neden İngilizce öğrenmek istemeyesin ki? Diğer bölümde Writing yani yazmaya geçeceğiz.

İngilizce’de Writing yani Yazma

İngilizce Writing dediğimiz kısım da bence eğlencelidir. Ana hatlarıyla pek bir yöntemi yok, genelde bol bol pratik yapmak gerekli. Zaten reading yaparken de güzel cümleler görüyorsunuz ve baya kelime öğreniyosunuz.

Writing’de size verebileceğim en büyük tavsiyeler şunlardır: Yeni öğrendiğiniz kelimeleri yazıda bol bol kullanmak, böylece kompleks bir cümle yapısına ulaşabilirsiniz; aynı zamanda kelime tekrar için büyük bir pratiktir, ikincisi ise cümlelerinizi kaliteli yapmaya çalışın.

Şunu demek istiyorum: cümlenizde bağlaçları kullanın, sadece simple past, past continuous veya future tense değil de Türkçe’de olmayan present perfect ve past perfect zamanlarını da kullanın. Ayrıca mümkünse cümlelerinizi I eat food tarzında yapmayın.

Writing için pek fazla bir tavsiyem yok maalesef. Çok yazmanız yani pratik yapmanız gerek.

Tabi yeni başlayanlar yapabilirler ama gelişmek istiyorsanız daha zor cümleler yazmaya çalışmalısınız. Tıpkı ağırlıkçının, gelişmek için daha yüksek ağırlıkları kaldırması gibi.

Writing bölümü bu kadardı. Zaten metot bakımından bildiğim kadarıyla pek fazla bir şey yok. Artık speaking bölümüne geçebiliriz

İngilizce’de Speaking yani Konuşma

Belki de geldik nasıl İngilizce öğrenirim diyenlerinin en çok yakındığı şeye: İngilizce konuşamıyorum! Eğer böyle ve Nasıl İngilizce Konuşabilirim diyorsanız buraya!

İlk olarak İngilizce konuşmak pratik yapmadan olacak şey değildir. Önce burada anlaşalım, İngilizce konuşmak öyle biraz çalışayım demekle olmaz; düzenli olarak pratik yapmak gerekir.

Bunu da söyledikten sonra İngilizce konuşmak çok basit! İnternette artık language exchange dediğimiz sizin Türkçe öğrettiğiniz karşıdakinin de size anadilini, bizim durumumuzda İngilizce öğrettiği durumdur. Her iki kişi de karlı çıkar. Bunu çok öneririm, zira anadili İngilizce olan biriyle konuşabilirseniz çok iyi.

Bunun dışında Koronavirüs’ten dolayı ücretsiz olan birkaç platform var, internette biraz araştırıp bulabilirsiniz. Bunları da çok tavsiye derim şahsen. Çünkü iyi derecede farklı aksanları duyuyorsunuz, bu da yararlı.

Cambly falan da var tabi. Şahsen benim param yetmedi, e ama benim param var; harcayabilirim diyen varsa alabilir. Kalitesi kuşkusuz çok iyi ama işte. İlla da almak istiyorsanız bazen güzel indirim seçenekleri oluyor. Bunu da söylemiş olayım.

Bu arada, daha önce bunlara katılmadıysanız şaşırabilirsiniz. Konuşabiliyorum diye düşünebilirsiniz, ama gerçekten insanlara karşı konuşmak bambaşka bir şey. Yani evdeki hesap çarşıya uymuyor, bunu uydurmak için pratik çok önemli.

Ayrıca konuşmanın gelişmesi az az olabilir, çok çok da; bazen anlayamayabilirsiniz. Sonuçta siz yıllarca Türkçe konuşuyorsunuz, Türkçe dinliyorsunuz ve Türkçe ortamlarda bulundunuz. Bırakın zamana bırakın, ama bol bol pratik yapmaktan çekinmeyin.

Son Söz

Sonuç itibariyle İngilizce öğrenmek için temelde çok pratik yapmanız gerek. Bunun yanında belli başlı tekniklerde var fakat. Ve de kendinize bazı teknikler bulmalısınız, benim anlattığım bazı teknikler sizinle uyuşmaya bilir. Bu yüzden bazen kendiniz metot uygulamaktan çekinmeyin.

İngilizce Nasıl Öğrenilir yazım burada bitiyor artık. Ayrıca Bu yazıyı üzerinde baya vakit geçirdim, kimseyi yanlış yönlendirmemek için baya düşündüm. Buna rağmen lütfen bir hata varsa bize bildiriniz ki biz amacımıza daha iyi hizmet edelim ve insanları yanlış yönlendirmeyelim.

orumlar

  1. Çok kapsamlı ve yönlendirici bır yazı olmuş. Kalemimize sağlık. Umarım bır çok öğrenci okur ve faydalanır

  2. Yalçın Reply

    İngilizce öğrenmek için çabalayan birisi olarak yazı dikkatimi çekti ve güzel buldum Fakat yazı çok uzun olmuş rehber gibi düşünüldüğünden tek parça halinde yapılması gerektiği düşünülebilir fakat daha kısa olsaydı daha akılda kalıcı olurdu.Çünkü insanın dikkati dağilabiliyor.Özel okul ile devlet okulu arasında ingilizce eğitim konusunda ciddiyet farkı var bir kere.Veli tonlarca para ödediği için haklı olarak karşılığını beklemektedir.Ve öğretmen sürekli olarak denetim altindadir.Ve dersi hakkıyla işlemeye çalışmaktadır.Ve bir sürü kaynak alınmaktadır.Fakat devlet okulunda 1 kaynak kitap aldırmak bile öğretmenin soruşturmaya uğramasına sebep olabilmektedir.(Öğrenciye kitap işini sektör haline çeviren açıkgöz ogretmenlerin olduğunu da inkar etmeyelim tabi.) Öğretmenler devlet okullarında ciddiyetle ders islememektedir.Dersler boş geçmekte veya yalandan işlenmektedir.Lise sonda iseniz üniversiteye hazırlık için test çözme saati olarak geçmektedir.Ögretmen denetimi zayıftır.Velilerin devlet okullarında bu konuda denetimi de zayıftır çünkü para vermiyorlardir ücretsizdir eğitim.Fakat özel okulda veli okulun işleyişini takip eder.Dershaneye para verildiği için giden öğrenci okulda kurslar ücretsiz olunca oraya gitmez.Bir şeyin ciddi olması için illa paralı ücretli olması gerektigini düşünmek bize özgü hareketlerden galiba.Tabiki de bireysel çaba ile yapılamayacak işlerden değildir Fakat ciddi bir mesai isteyen bir şeydir ingilizce öğrenmek.Benimde en büyük hatam çalışmaya başlayıp 1 ay devam edip bırakmam olmuştur.Yani sürekliliği saglayamamak.Sürekli ileri bir tarihe ertelemek en büyük hatadır

  3. Fatih Tan Reply

    Merhaba Bora cim
    Doğru yönlendirmek adına kendi yararlandigin kaynaklardan ornek vermen ve bizzat yasadigin tecrübeleri paylaşman çok önemli.
    Hiç bir konuyu atlamadan her bir konuyu ayrı ayrı detaylıca ele alman ingilizce öğrenmeye başlayacaklar veya öğrenme azmi devam edenler için güzel bir kaynak olmuş.
    Camby konusunda da babanın harçlığını artırması gerektiğini düşünüyorum.
    Çok güzel bir yazı olmuş, emeğine sağlık.

Yorum Yazın