Hırsızlık neden kötü bir şeydir? Evet, hırsızlık neden kötü bir şeydir? Hırsızlık kötü bir şey midir? Burada şimdilik hırsızlığın kötü bir şey olduğunu varsayalım.

Evet, ana sorumuza dönelim. Hırsızlık neden kötü bir şeydir? Emek hırsızlığı dersiniz. Hakkımız değil dersiniz. Ama biraz alışılmışın dışına çıkmayı deneyin. Bildiklerinizi unutun. Hırsızlık gerçekten neden kötü? Felsefi düşünmeye çalışın. Ben kendi düşündüklerimi anlatmadan önce lütfen kendiniz düşünün. Emin olun çok şey kazandırır ve size kazandıracak olan noktalar bunlardır.

Neyse konuya geçelim. Şimdi bir bakalım.

                Şimdi iki parti olsun. A partisi ve B partisi. Şimdi bir seçim yapılıyor: genel seçim, başkanlık seçimleri ne derseniz deyin. B partisi üstün geliyor. Bu ne demektir? Demektir ki, B partisi A partisinden daha iyi strateji izlemiştir. B partisinin izlediği daha iyi strateji; halk lehine-aleyhine olabilir, halkın sevdiği-sevmediği bir karar olabilir, ama sonuçta daha iyi bir strateji izlemiştir. Yani elindeki kartları daha iyi oynamıştır. Ve bu kartların illaki halkı mutlu etme zorunluluğu da yoktur. Evet, B partisi daha iyi bir strateji izlemiştir. Yoksa seçimi kazanamaz, yani kazanmak için A partisinden “emek” vermiştir. Yani kazanmak “hakkıdır”. Bir örnek daha verelim: Şimdi iki ülke savaşa girdi. A ülkesi ve B ülkesi. A ülkesi ne yaptı ne etti B ülkesine karşı üstün geldi. Meydanlarda yendi. Demek ki A ülkesi daha az hata yaparak daha iyi strateji izlemiştir. Ve kazanmak için “emek” vermiştir. Kazanmak da “hakkıdır”. (Savaşta kim daha az hata yaparsa o kazanır.) Bunun gibi de hırsız eve giriyor. Mal sahibinin malını çalıyor. Şimdi hırsız eve girip mal sahibinin malını çalabiliyorsa demek ki hırsız mal sahibinden daha iyi bir strateji izlemiştir. Ve buna emek vermiştir (Ne de olsa bu devirde her yerde kamera var. Kapılar daha güçlü. Kilit sistemleri ve alarm sistemleri oldukça gelişti.) ve emek verdiyse de kazanmak hakkıdır. E bu durumda hırsız emeğiyle çalmıştır hakkıdır. Evet, çok ilginç. Gerçekten ilginç. Daha da ilginci: eğer hırsız bu işe emek veriyorsa hırsızlık da bir geçim kaynadığıdır. Yani hırsızlık da normal karşılanması gerekir (felsefi olarak).

                Şimdi şunu dinleyin:

Yine savaş başlasın. A ülkesi B ülkesi. A ülkesi B ülkesini yeniyor. Şurası çok önemli: B ülkesi meydanlarda silah bırakıyor mu evet. A ülkesi onları alıyor mu evet. Şimdi o silahlar; A ülkesi onları almadan önce resmi olarak hangi ülkenin envanterine kayıtlı? Tabiki de B ülkesinin envanterine kayıtlıydı. Peki, bu hırsızlık mıdır? İnceleyelim. Şimdi hırsızlık nasıl olur? Çalacağın eşyayı başka insanın rızası olmadan alman gerekir, değil mi?. Ki A ülkesinin B ülkesinin silahlarını alması da bir hırsızlıktır o zaman. Evet hırsızlıktır! Peki, siz hiç şöyle bir haberle karşılaştınız mı: “Şok Şok Şok A ülkesi, B ülkesinin silahlarını çaldı. Büyük bir suç.” Hayır duymadınız. Demek ki bu hırsızlık normal karşılanıyor.

                Peki, neden düşmanlar arasında hırsızlık mübahken aynı toplum içindeki iki insanın arasındaki çalma olayı yasak, kötü ve mübah olmayan şey olarak gözüküyor? Neden düşmanlar arasındaki çalma olayı normal gözüküyor da aynı toplum içinde yaşayan iki insan arasındaki çalma olayı anormal ve suç olarak gözüküyor? Çok basit: toplumu bir arada tutmak için. Tüm insanlar hırsızlık yapsaydı birlik beraberlik olmazdı. Eskiden bu çok önemliydi. İnsan grupları daha küçüktü ve birbirlerine inanılmaz derecede ihtiyaçları vardı. Aralarında kuvvetli bağlar olmasa güçlü bir toplum kurulamazdı. Demek ki yasalarda, kültürlerde ve dinlerdeki ana neden buymuş. Ne emek hırsızlığı ne de hakkın olmayan şeyi almak. Ne fazla ne eksik.

                Anlattıklarımıza göre hırsızlık gerçekten bir meslekmiş gibi gözüküyor. Felsefi dünyamızda böyle düşünebiliriz. Ama bu yanlış bir argümandır. Çünkü, meslekler insanların ihtiyacı olarak ortaya çıkar. Bir kimsenin ihtiyacını gidermek ise ihtiyacı olan kişiye fayda demektir. Mesleklerde insanların ihtiyaçlarını giderdiğine göre meslekler insanlara faydalıdır. Yani meslekler faydalıdır. Hırsızlığa bakacak olursak faydalı olmadığı kesin. Hatta zararlı bile! Bu yüzden hırsızlık bir meslek olamaz, olmamalıdır da.

ÇOK ÖNEMLİ BİR NOT:

Bu yazıda asla ve asla hırsızlığa övgü yapılmamıştır. Hırsızlığı iyi bir şey gösterme niyeti asla yoktur. Ayrıca bu yazıda başta siyasi olmak üzere hiçbir şekilde ve kesinlikle atıf yapılmamıştır. Konu sadece felsefi olarak değerlendirilmiştir. Lütfen konuya gerçek hayat olarak değil felsefi olarak değerlendiriniz. Gerçek hayat açısından değil felsefi açıdan. Zaten hayat %100 felsefe olsaydı hayatta, dünyada kaos olurdu.

orumlar

  1. Pingback: Duygularımıza güvenebilir miyiz? - Felsefe KÜLTÜRİSTAN

  2. Konu gerçekten iyi iredelenmiş, bu eylemin felsefi olarak düşünülmesi bazı gerçekleri de ortaya sermiş. Emeğinize sağlık.

Yorum Yazın